Merhaba sevgili okurumuz,
Bu hafta yapay zekâ gündemi, AI’nın artık “kullandığımız bir araç” olmaktan çıkıp, hem kurumlarda hem de günlük hayatta nasıl çalıştığımızı belirleyen bir altyapıya dönüştüğünü açıkça gösteriyor.
Bir yanda AI Readiness tartışması var; yani yapay zekâyı denemekle onu gerçekten işin parçası hâline getirmek arasındaki fark. OpenAI’ın ChatGPT’yi bir uygulama platformuna dönüştürme hamlesi, AI’nın yeni bir arayüz ve dağıtım kanalı olarak konumlandığını gösteriyor. Aynı zamanda ChatGPT’nin iş arama süreçlerinde bir “akıllı yardımcı” gibi kullanılabilmesi, AI’nın bireysel düzeyde de günlük kararların içine girdiğini hatırlatıyor. Sürdürülebilirlik tarafında ise Google’ın net tavsiyeleri, yapay zekânın raporlama gibi karmaşık alanlarda ancak doğru sınırlar çizildiğinde gerçek değer üretebildiğini ortaya koyuyor.
Kısacası bu hafta, AI’nın hem kurumlarda hem de bireyler için aynı soruyu gündeme getirdiğini görüyoruz:
Hazır mıyız?
Teknolojiye değil; onu doğru yere, doğru biçimde yerleştirmeye.
Keyifli okumalar dileriz.
Bu bülteni okuyan her yeni kişi, yapay zekâyı daha sağlıklı tartışan bir iş dünyasına küçük bir katkı demek.
Eğer siz de faydalı bulduysanız, aşağıdaki linki çevrenizle paylaşabilirsiniz.
HAFTANIN KONUSU / KURUMSALDA YAPAY ZEKA
AI Readiness: Neden Herkes AI Kullanıyorken Az Bir Kısmı Sonuç Alıyor?

Son birkaç yılda yapay zekâ kullanımında ciddi bir eşik aşıldı. Bugün neredeyse her kurumun kullandığı en az bir AI aracı var; pek çoğu da üretken yapay zekâyla çeşitli denemeler yapıyor. Yani “AI’ya başlamak” artık zor değil. Zor olan, bu kullanımı kalıcı ve ölçülebilir iş sonuçlarına dönüştürmek.
İşte burada, birçok kurumun fark etmeden takıldığı bir boşluk ortaya çıkıyor: AI readiness.
AI readiness, bir kurumun yapay zekâyı sadece deneyen değil, onu güvenli, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir şekilde iş yapma biçimine dönüştürebilme kapasitesini ifade ediyor. 2025 ve sonrasında fark yaratacak olanlar, en gelişmiş modellere erişenler değil; AI’yı kurumun omurgasına yerleştirebilenler olacak.
Bu konunun çoğu zaman yanlış ele alındığını görüyoruz. AI hâlâ ağırlıklı olarak teknik bir proje gibi ele alınıyor ve sorumluluk IT ya da veri ekiplerine bırakılıyor. Oysa yapay zekâ; karar alma biçimlerini, risk yönetimini, iş akışlarını ve hatta yetki sınırlarını doğrudan etkiliyor. Bunlar teknik değil, liderlik kararları. Bu yüzden AI readiness, özünde bir teknoloji meselesi değil; bir yönetim ve sahiplenme meselesi.
Peki readiness tam olarak ne demek?
Sadece doğru araçlara sahip olmak değil. Sadece bulutta olmak da değil. Readiness; deneme ile disiplin, hız ile kontrol, inovasyon ile güven arasındaki dengeyi kurabilmek demek. AI’ın pilot projelerden çıkıp günlük işin doğal bir parçası hâline gelebilmesi için kurumun buna hazır olması gerekiyor.
Bugün birçok AI girişiminin ölçeklenememesinin nedeni de tam olarak burada yatıyor. Veriler dağınık, işin sahibi belirsiz. Yönetişim sonradan ekleniyor. İş birimleriyle teknik ekipler paralel ama kopuk ilerliyor. Başarı, gerçek iş çıktıları yerine “denedik mi?” sorusuyla ölçülüyor. Sonuçta her yeni AI kullanım senaryosu değer üretmek yerine karmaşıklık ekliyor.
Buna karşılık, AI’yı başarıyla ölçekleyen kurumlara baktığımızda ortak bazı temel unsurlar görüyoruz:
Net bir sahiplik ve üst düzey sorumluluk.
İş hedefleriyle doğrudan bağlantılı AI öncelikleri.
Entegre, izlenebilir ve maliyeti yönetilebilir bir veri ve mimari yapı.
AI’nın iş akışlarına sonradan eklenmediği, baştan tasarlandığı bir çalışma modeli.
Ve en önemlisi, çalışanların AI ile birlikte çalışmaya hazır olduğu bir kültür.
Burada sık yapılan bir karışıklık da “AI olgunluğu” ile “AI readiness” arasında yaşanıyor. Olgunluk, bugün ne kadar ileri modeller kullandığınızı anlatır. Readiness ise yarın bu modelleri ne kadar sağlıklı ölçekleyebileceğinizi. Olgunluk readiness olmadan kırılgan; readiness ise olgunluk için güçlü bir zemin oluşturur.
Aslında işin özü çok net:
Aynı AI araçları, farklı kurumlarda tamamen farklı sonuçlar üretebiliyor. Farkı yaratan teknoloji değil, kurumun bu teknolojiyle çalışmaya ne kadar hazır olduğu.
Bu yüzden AI yatırımlarının geri dönüşü, model seçiminden çok organizasyonel disiplinle belirleniyor. Readiness, AI’yı bir heves olmaktan çıkarıp gerçek bir iş kabiliyetine dönüştüren unsur hâline geliyor.
ConAIs olarak sahada en sık gördüğümüz gerçek de bu: AI readiness sağlanmadan yapılan her yeni AI hamlesi, riski ve karmaşıklığı artırıyor. Readiness üzerine kurulan adımlar ise AI’yı yavaşlatmıyor; tam tersine hızlandırıyor.
AI Readiness’ın teknik yönlerini ve daha kapsamlı detaylarını incelemek isterseniz, bu haftaki blog yazımızı İngilizce olarak ConAIs Blog’da bulabilirsiniz.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE YAPAY ZEKA
Sürdürülebilirlik Raporlamasında Yapay Zekâyı Daha Akıllı Kullanmak İsteyenlere Google’dan 6 Net Tavsiye
Sürdürülebilirlik, tıpkı yapay zekâ gibi, dünyayı yeniden şekillendiren bir paradigma değişiminin merkezinde yer alıyor. Artan kamuoyu baskısı, sıkılaşan regülasyonlar ve yatırımcı beklentileri; devletleri, şirketleri ve bireyleri somut adımlar atmaya zorluyor. Artık yalnızca “neden” değil, “nasıl” sorusu da net bir yanıt gerektiriyor.
ConAIs olarak biz, sürdürülebilirliğin yapay zekâ ile birlikte çok daha hızlı ve etkili biçimde ilerleyebileceğine inanıyoruz. Bu bölümde, AI destekli sürdürülebilirlik çözümlerini, pratik uygulamaları ve dünya genelinden örnekleri paylaşarak bu dönüşümün gerçek yüzünü göstermeyi amaçlıyoruz.

Sürdürülebilirlik raporlaması; yoğun veri, dağınık dokümanlar ve sürekli değişen standartlar nedeniyle yapay zekâdan en hızlı fayda sağlayabilecek alanlardan biri. Google, kendi raporlama deneyiminden yola çıkarak yayımladığı rehberde, “AI nerede gerçekten işe yarar, nerede yaramaz?” sorusuna oldukça net cevaplar veriyor.
Aşağıda, sürdürülebilirlik ekipleri için öne çıkan temel tavsiyeleri derledik.
1️⃣ Yapay zekâyı en zor ve sıkıcı işlerde kullanın
Google’a göre AI’ın en yüksek değer yarattığı alanlar; tekrar eden, zaman alan ve yoğun doküman okuması gerektiren işler. Regülasyon özetleme, standartlara karşı boşluk analizi, tedarikçi anketlerini inceleme gibi işler bu kategoriye giriyor. Sunum hazırlamak ya da “şık metin yazdırmak” ikinci planda kalıyor.
2️⃣ Her problemi yapay zekâ ile çözmeye çalışmayın
Rehberin en net uyarılarından biri bu. Basit bir tablo, formül ya da otomasyonla çözülebilecek işler için AI kullanmak hem gereksiz hem de riskli. Google, yapay zekâyı özellikle belirsizlik içeren ve kural bazlı otomasyonla çözülemeyen işler için öneriyor.
3️⃣ AI’ı yazardan çok denetçi gibi konumlandırın
Google, yapay zekâyı metin üretmekten çok metni sorgulamak için kullanıyor. Rapor taslaklarını “şüpheci bir gazeteci”, “ESG odaklı yatırımcı” ya da “STK temsilcisi” gibi farklı rollerle okutmak, zayıf noktaları ve yeşil aklama risklerini erkenden görmek için öneriliyor.
4️⃣ Veri kontrolünde ikinci bir göz olarak kullanın
Yapay zekâ, emisyon tablolarında toplama hatalarını kontrol etmek, farklı dokümanlar arasındaki tutarsızlıkları yakalamak ve iddiaları veriyle eşleştirmek için güçlü bir yardımcı. Ancak Google burada da sınırı net çiziyor: AI ilk kontrol katmanı, nihai onay yine insanda.
5️⃣ Küçük başlayın, mükemmeli hedeflemeyin
Google’ın önerisi büyük sistemler kurmak değil. Tek bir rapor bölümü, tek bir kontrol listesi ya da tek bir prompt ile başlamak. İşe yarayan örnekler zamanla genişletiliyor. “Önce deney, sonra yay” yaklaşımı öne çıkıyor.
6️⃣ İyi prompt’ları ve iş akışlarını kaybetmeyin
Rehbere göre en sık yapılan hatalardan biri, başarılı denemelerin sohbet ekranında kalması. Google, ekiplerin ortak bir “AI araç kutusu” oluşturmasını, işe yarayan prompt’ları ve süreçleri mutlaka dokümante etmesini öneriyor.
Son not: Direksiyon hâlâ insanda
Google’ın yaklaşımı oldukça net. Yapay zekâ süreci hızlandırıyor ama sorumluluğu devralmıyor. Strateji, karar ve doğrulama hâlâ sürdürülebilirlik ekiplerinde. AI burada bir ikame değil, kapasite artırıcı bir araç.
Bu bakış açısı, yapay zekâyı “bir teknoloji modası” olmaktan çıkarıp, sürdürülebilirlik raporlamasında kalıcı bir çalışma biçimine dönüştürmeyi hedefliyor.
TÜKETİCİ SEVİYESİNDE YAPAY ZEKA
ChatGPT ile Adım Adım İş Arama Rehberi

ConAIs olarak, yapay zekânın yalnızca kurumsal dönüşümde değil, bireylerin günlük profesyonel yolculuklarında da somut değer ürettiğine inanıyoruz. İş arama süreci bunun en iyi örneklerinden biri. Doğru pozisyonu anlamak, deneyimleri doğru ifade etmek, CV hazırlamak ve mülakata hazırlanmak çoğu kişi için yorucu ve karmaşık olabiliyor. ChatGPT ise bu süreci daha sade, daha sistematik ve daha erişilebilir hâle getirebiliyor.
Bu kısa rehberde, ChatGPT’yi bir iş arama asistanı gibi konumlandırarak, başvurudan mülakata kadar olan süreci nasıl adım adım destekleyebileceğinizi anlatıyoruz.
1. İş İlanını Sadeleştirme
Ne işe yarar?
Uzun ve karmaşık iş ilanlarını, herkesin anlayabileceği net bir dile çevirir; ne beklendiğini hızlıca görmeyi sağlar.
Prompt
“Aşağıdaki iş ilanını basit ve anlaşılır bir dille açıkla.
– Kısa cümleler kullan
– En önemli 5 görev ve 5 beceriyi madde madde yaz
– Ortaokul–lise seviyesinde bir dil kullan
İş ilanı:
[İLAN METNİNİ BURAYA YAPIŞTIR]”
2. Deneyimleri İlanla Eşleştirme
Ne işe yarar?
Dağınık deneyim notlarını, ilanda aranan becerilerle eşleştirerek “bu işe neden uygunum?” sorusuna net cevap üretir.
Prompt (1. adım)
“Aşağıdaki iş ilanına göre bu pozisyon için gerekli 5 temel görev veya beceriyi yaz.
Basit bir dil kullan.”
İş ilanı:
[İLAN METNİ]
Prompt (2. adım)
“Şimdi aşağıdaki deneyim notlarını, az önce yazdığın görev ve becerilerle eşleştir.
Her eşleşmeyi tek cümleyle açıkla.”
Deneyim notları:
[NOTLAR]
3. Notlardan CV Maddeleri Yazma
Ne işe yarar?
Ham notları kısa, net ve hedefe uygun CV maddelerine dönüştürür.
Prompt
“Aşağıdaki notları, bu pozisyon için uygun olacak şekilde 4 kısa CV maddesine dönüştür.
– Her madde bir fiille başlasın
– Ne yapıldığını net anlatsın
– Mümkünse küçük bir sonuç eklesin
– Basit ve anlaşılır bir dil kullan”
Notlar:
[NOTLAR]
Pozisyon:
[POZİSYON ADI]
4. ‘Bu Pozisyona Neden Uygunsun?’ Cevabını Uyarlama
Ne işe yarar?
Daha önce yazılmış bir genel cevabı, yeni bir iş ilanına hızlıca uyarlamayı sağlar.
Prompt
“Aşağıdaki ‘neden uygunum?’ cevabını koruyarak yeni iş ilanına uyarlamanı istiyorum.
– Ana bilgileri değiştirme
– Yeni ilandan 2–3 önemli göreve değin
– Kısa ve net tut”
Mevcut cevap:
[ESKİ CEVAP]
Yeni iş ilanı:
[YENİ İLAN]
5. Çalışma Arasını (Work Gap) Saygılı Şekilde Açıklama
Ne işe yarar?
İş başvurusu ve mülakatlarda çalışma arasını kısa, olumlu ve güven veren bir dille anlatır.
Prompt
“Bir iş başvurusu için çalışma arasını saygılı ve net şekilde açıklamamı sağla.
Çalışma arasının nedeni: [NEDEN]
Süre: [X ay / yıl]
Şu an hazır olduğum çalışma türü: [tam zamanlı / yarı zamanlı]
Şunları yaz:
Başvuru formu için 2–3 cümlelik kısa açıklama
Mülakatta söylenebilecek kısa bir konuşma metni”
6. Hızlı Mülakat Provasi
Ne işe yarar?
Kısa bir mülakat provası yaparak özgüveni artırır ve cevapları netleştirir.
Prompt
“Bir işe alım yöneticisi gibi davran.
– [POZİSYON] için
– Bana 3 mülakat sorusu sor
– Soruları teker teker sor
– Her cevaptan sonra:
• 1 güçlü yanımı
• 2 geliştirme önerisini söyle
Basit ve anlaşılır bir dil kullan.”
Son bir not
ChatGPT, iş arama sürecinde karar verici değil; kolaylaştırıcıdır. Yazdıklarını kontrol etmek, doğrulamak ve kişiselleştirmek her zaman sizin sorumluluğunuzda. Bu ve benzeri rehberler doğru kullanıldığında, süreci hızlandıran, stresi azaltan ve adayın kendini daha iyi ifade etmesini sağlayan güçlü bir yardımcıya dönüşür.
ConAIs olarak, yapay zekânın hem kurumlarda hem de bireysel gelişimde bu tür “akıllı koç” rollerinde kullanılmasının önümüzdeki dönemde çok daha yaygınlaşacağını görüyoruz. Bu rehber, bunun günlük hayattaki en sade örneklerinden biri.
BÜYÜK İŞLETMELER İÇİN YAPAY ZEKA
ChatGPT Aplikasyonları Sohbetlerin İçine Gömüyor

OpenAI, ChatGPT içinde uygulama gönderimlerini açarak yapay zekâyı bir sohbet aracı olmaktan çıkarıp tam anlamıyla bir platforma dönüştüren önemli bir adım attı. Geliştiriciler artık uygulamalarını ChatGPT’ye gönderip onay sürecinden geçirdikten sonra, kullanıcıların doğrudan ChatGPT içinden keşfedebileceği bir uygulama dizininde yayınlayabilecek.
Yeni yapı, ChatGPT’yi yalnızca yanıt üreten bir model değil; farklı servislerle entegre çalışabilen, aksiyon alabilen bir merkez hâline getiriyor. Kullanıcılar bir sohbet sırasında uygulamaları @ ile etiketleyerek çağırabiliyor; dosya özetlemek, sunum hazırlamak, seyahat planlamak, alışveriş sepeti oluşturmak ya da müzik kütüphesi düzenlemek gibi işlemleri doğrudan konuşma içinde gerçekleştirebiliyor.
Kullanıcı tarafında deneyim oldukça sade. ChatGPT’nin web, iOS ve Android sürümlerinde yer alan uygulama dizini; “Featured”, “Lifestyle” ve “Productivity” gibi kategoriler altında Booking.com, Spotify, Dropbox, DoorDash ve Apple Music gibi servisleri bir araya getiriyor. Örneğin Dropbox uygulamasıyla kurumsal belgeler özetlenebiliyor, Apple Music ile çalma listeleri yönetilebiliyor, DoorDash üzerinden sohbetten doğrudan alışverişe geçilebiliyor.
Ticari model tarafında ise OpenAI temkinli ilerliyor. Şu aşamada geliştiriciler, ChatGPT içindeki uygulamalardan kendi web sitelerine veya mobil uygulamalarına yönlendirme yaparak gelir elde edebiliyor. Platform içi dijital ürünler ve doğrudan monetizasyon seçenekleri ise ilerleyen dönemde test edilecek.
Open AI’ın açıklamasına bakarsak, gizlilik ve güvenlik, bu yapının en temel bileşenlerinden. Uygulamalar kullanıcılara net gizlilik politikaları sunmak zorunda; yalnızca gerekli veriye erişebilecekler ve kullanıcılar istedikleri anda bağlantıyı kesebilecek. ChatGPT, her bağlantı öncesinde hangi verilerin paylaşılacağını açıkça gösteriyor.
Bütün bu adımlar bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo net: OpenAI, ChatGPT’yi bireysel bir AI asistanı olmaktan çıkarıp, konuşma tabanlı bir uygulama platformuna dönüştürüyor. Yani geliştiriciler için yeni bir dağıtım kanalı; kullanıcılar için ise farklı servisleri tek bir arayüzde birleştiren yeni bir çalışma biçimi.
Bizim perspektifimizden bakıldığında bu gelişme, kurumlar için de önemli bir sinyal taşıyor: Yapay zekâ artık yalnızca sistemlerin arkasında çalışan bir teknoloji değil, iş süreçlerinin doğrudan geçtiği yeni bir arayüz hâline geliyor. ChatGPT içindeki uygulama pazarı, önümüzdeki dönemde “AI üzerinden iş yapmak” kavramının ne anlama geleceğini yeniden tanımlayacak gibi görünüyor.
Bu dönüşüme hazırlanmak isteyen kurumlar için ConAIs, farklı sektör ve ihtiyaçlara göre uyarlanmış yapay zekâ eğitimleri ve yetkinlik programları sunuyor.
GÜNDEMDEKİ YAPAY ZEKA ARAÇLARI
Arcads 2.0 -AI reklam üreticisi
Gambo - "Tenis maçı" veya "tank savaşı" gibi bir oyun fikrini açıklayın, kod ve grafiklerden ses, haritalar ve reklam gelirlerine kadar her şeyi sizin için oluşturur.
Arcway - Herkesin ev tasarlayabileceği gerçek zamanlı 3D bir motor
Little Answers - Ebeveynlerin karmaşık konuları açık ve çocuklara uygun açıklamalara ayırmalarına yardımcı olur.
BİTERKEN
Yapay Zekâ ile Akıllı Büyüme Yolunda
Bu hafta da ConAI Compass’ın sonuna geldik. Yapay zekânın kurumlara, profesyonellere ve sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl somut değer kattığını birlikte inceledik.
ConAIs olarak, teknolojiyi sadece bir araç değil, stratejik büyümenin ve dönüşümün katalizörü olarak görüyoruz. Eğer kurumunuzda yapay zekâyı yapılandırmak, iş süreçlerinize entegre etmek veya sürdürülebilirlik hedeflerinizle uyumlu hale getirmek istiyorsanız, aşağıdaki alanlarda size destek olabiliriz:
🔹 AI Stratejisi ve Dönüşüm Danışmanlığı – İş birimlerine özel yapay zekâ yol haritaları, veri altyapısı planlaması ve pilot uygulama tasarımı.
🔹 AI Uygulamaları ve Otomasyon Geliştirme – Üretken yapay zekâ destekli iç süreç otomasyonları, müşteri etkileşim sistemleri ve karar destek araçları.
🔹 Sürdürülebilirlik ve AI Çözümleri – Scope 3 veri takibi, enerji verimliliği analitiği ve karbon azaltım stratejilerini destekleyen yapay zekâ modelleri.
🔹 Eğitim ve Kapasite Geliştirme – Kurum içi ekiplerin yapay zekâyı etkin kullanması için atölye, uygulamalı eğitim ve yöneticiye özel oryantasyon programları.
ConAIs ile tanışın; birlikte daha akıllı, daha sürdürülebilir ve daha verimli bir gelecek inşa edelim.