Merhaba sevgili okurumuz,
Bu hafta yapay zekâ gündemi oldukça genişti.
Baidu’nun “verimlilik devrimi” diyebileceğimiz yeni modeli, Google’ın gizlilik hamlesi, OpenAI–SoftBank ortaklığı ve Scribe’ın milyar dolarlık değerlemesi arasında, teknoloji dünyası bir kez daha hızla şekil değiştirdi.
Ancak tüm bu başlıkların ortak bir noktası var: yapay zekâ artık “büyüklük” değil, uygunluk meselesi.
Her şirket, kendine uygun olan dengeyi bulmaya çalışıyor; verimlilik, gizlilik, erişilebilirlik, güven.
Biz de bu sayıda o dengeleri anlatıyoruz:
Kurumsal mülkiyetten gizlilik odaklı mimarilere, yerelleşmeden süreç otomasyonuna kadar altı farklı gelişmeyi ConAI’nin merceğinden derledik.
BÜYÜK İŞLETMELER İÇİN YAPAY ZEKA GÜNDEMİ
Kurumsal Yapay Zekâda Sahiplik Yarışı Hızlanıyor

Yapay zekâda kimin en büyük modeli geliştirdiğinin değil, kimin kendi modeline gerçekten sahip olduğu yeni bir döneme giriliyor.
Çinli Baidu’nun bu hafta tanıttığı ERNIE 4.5 modeli, bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Şirketin açıklamasına göre sistem, toplam 28 milyar parametreye sahip olmasına rağmen yalnızca 3 milyarını aktif kullanarak rakip modellerle benzer performans düzeyine ulaşıyor. Yani daha az enerjiyle, daha hızlı sonuç alıyor.
Bu aslında sadece teknik bir yenilik değil, iş dünyası açısından da stratejik bir mesaj. Yıllardır “daha büyük model, daha iyi sonuç” anlayışıyla ilerleyen Batı merkezli AI ekosistemi, şimdi Doğu’dan gelen verimlilik odaklı bir yaklaşımla karşı karşıya. Bu yaklaşımın en dikkat çekici tarafı, şirketlerin artık dev API sağlayıcılarına tamamen bağımlı olmak zorunda olmaması.
Dğer yandan, bu hafta içinde Baseten adlı bir altyapı girişimi de, kurumların açık kaynak modelleri kendi verileriyle eğitmesini sağlayan bir platform tanıttı. Yani “AI hizmeti kullanan” şirketten, “kendi AI’sına sahip çıkan” şirkete geçiş hızlanıyor.
Bunun iş dünyası için anlamı net: Yapay zekâ artık dışarıdan alınan bir yazılım değil, içeriye entegre edilen bir varlık. Tıpkı ERP ya da CRM sistemlerinde olduğu gibi, “AI sahipliği” de önümüzdeki yıllarda kurumsal altyapının doğal bir parçası haline gelecek. Şirketlerin burada sorması gereken soru şu: Bu teknolojiyi kiralayarak mı büyüyeceğiz, yoksa gerçekten sahiplenip kendi stratejimizin parçası mı yapacağız?
Bu dönüşüm aynı zamanda iş gücü, maliyet ve veri kontrolü dengelerini de yeniden tanımlayacak. Veriye, modele ve sürece birlikte sahip olan işletmeler, sadece teknolojik değil, operasyonel olarak da çok daha bağımsız hale gelecek. Baidu’nun bu hamlesi, “AI’nin büyüklüğü” çağını bitirip “AI’nin verimliliği” dönemini başlatıyor gibi görünüyor.
Gizlilik Odaklı AI: Google’dan Yeni Standart

Veri gizliliği, uzun zamandır teknoloji dünyasının en kırılgan noktalarından biri. Şirketler gelişmiş yapay zekâ özelliklerini sunarken, kullanıcıların kişisel verilerini ne kadar güvenli işledikleri sorusu hep tartışma konusu oldu.
Google bu hafta bu denkleme yeni bir cevap getirdi: Private AI Compute. Şirketin blogunda yayımlanan açıklamaya göre sistem, bulut tabanlı modellerin kullanıcı verilerini cihaz dışına çıkarmadan işleyebilmesini sağlıyor.
Kısaca anlatmak gerekirse, Google verileri özel olarak izole edilmiş işlem alanlarında analiz ediyor. Bu ortamlar, veriyi geçici olarak kullanıyor ama ne Google mühendisleri ne de üçüncü taraf sistemler bu bilgilere erişemiyor. İşlem bittiğinde veriler tamamen siliniyor. Yani güçlü yapay zekâ özelliklerinden yararlanmak için artık “veriyi buluta göndermek” zorunluluğu ortadan kalkıyor.
Bu adımın hedefinde yalnızca bireysel kullanıcılar yok. Finans, sağlık ve kamu gibi yüksek gizlilik gerektiren sektörlerde faaliyet gösteren şirketler için bu teknoloji, yapay zekâyı “riskli” bir yatırımdan “güvenli” bir altyapıya dönüştürebilir.
Ayrıca sistemin tasarımında Avrupa Birliği’nin GDPR ilkeleri dikkate alınmış durumda. Bu da, teknoloji devlerinin artık sadece performansa değil, uyum standartlarına da yatırım yaptığını gösteriyor.
Aslında bu gelişmeyi, yapay zekâda yeni bir güven paradigmasının habercisi olarak okumak mümkün. Artık mesele “ne kadar veri toplayabiliyoruz?” değil, “veriyi ne kadar sorumlu kullanabiliyoruz?” olacak.
Şirketler için bu, müşteri güveninin artık teknik bir konu değil, doğrudan rekabet avantajı haline gelmesi anlamına geliyor.
Bizce önümüzdeki dönemde fark yaratan şirketler, veriyi en çok kullananlar değil, en sorumlu yönetenler olacak. Veri gizliliği ile yapay zekâ performansını aynı denklemde buluşturmak; doğru mimariyi seçmek kadar, doğru yönetişim modelini kurmayı da gerektiriyor. ConAIs, kurumların bu dönüşümü yalnızca teknik değil, stratejik bir çerçevede ele almasına yardımcı oluyor.
KURUMSALDA YAPAY ZEKA
OpenAI ve SoftBank, Yapay Zekâyı Yerelleştiriyor

Yapay zekâ artık sadece küresel bir teknoloji değil, yerel pazarlara özel çözümlerle büyüyen bir iş alanı. Şirketler, her ne kadar başarılı olsa da, tek bir global ürünle, yapay zekayı her yere sokamayacaklarını anlamış durumdalar.
Geçtiğimiz hafta, yapay zeka ekosisteminin en büyüğü OpenAI ve şirketin en önemli yatırımcılarından SoftBank’ın, yapay zekanın yerelleştirilmesi açısından çok önemli bulduğumuz yeni bir girişiminin haber geldi: Crystal Intelligence.
Faliyetlerini Japonya odaklı sürdürmesi planlanan Crystal Intelligence, küresel yapay zekâ modellerinin yerel ihtiyaçlara uyarlanmasında önemli bir eşik oluşturuyor.
SoftBank’ın açıklamasına göre girişim, Japonya’daki kurumsal müşterilere özel çözümler sunacak ve OpenAI ürünlerini ülkenin iş kültürü, regülasyon yapısı ve dilsel gereklilikleri doğrultusunda yeniden şekillendirecek.
Bu hamle, AI dünyasında sessiz ama köklü bir değişimin sinyali. Uzun süredir global model sağlayıcıları “tek boyut herkese uyar” yaklaşımıyla ilerliyordu; Crystal Intelligence bu anlayışı tersine çevirmek niyetinde. Japon iş kültürü, regülasyon yapısı ve dilsel hassasiyetler göz önüne alındığında, bu pazarın küresel modelleri birebir kullanması zaten kolay değildi. OpenAI, SoftBank’ın bölgesel ağı ve pazardaki güvenilirliği sayesinde bu bariyerleri aşmayı hedefliyor.
Yerelleştirme odaklı bu yaklaşım, yalnızca Japonya için değil; Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Güneydoğu Asya’dan Latin Amerika’ya kadar birçok pazar için örnek niteliği taşıyor. Çünkü yapay zekâ çözümlerinin performansı artık yalnızca teknik kapasiteye değil, kültürel bağlama ve mevzuat uyumuna da bağlı hale geliyor. Bir ülkede başarılı olan bir çözümün başka bir pazarda aynı sonuçları vermemesi, AI stratejilerinde yeni bir planlama boyutu oluşturuyor.
Crystal Intelligence, global AI şirketlerinin yerelleşmeyi ilk kez bu kadar sistematik ele aldığı bir model sunuyor. Başarıya ulaşması halinde, farklı bölgelerde benzer ortak girişimlerin hızla çoğalması bekleniyor. Yapay zekâda “herkese tek çözüm” döneminin yerini, “her pazar için özel çözüm” anlayışının aldığı bir sürece giriliyor olabilir.
Süreç Otomasyonu Değerleniyor: Scribe’ın Milyar Dolarlık Hikayesi

Küçük işletmeler için yapay zekâ genellikle “büyüklerin oyunu” gibi görünür.
Oysa bu hafta tam tersi bir örnek gördük: Süreç otomasyonu platformu Scribe, 1,3 milyar dolar değerlemeye ulaştı.
Scribe’ın farkı, sade bir problemi çözmesinde yatıyor. Bir çalışanın ekran hareketlerini izleyip, adım adım belgeleyen yazılım, bu süreçleri otomatik olarak dokümana dönüştürüyor. Böylece işletmeler hangi görevlerin zaman kaybettirdiğini, hangilerinin otomasyona uygun olduğunu anında görebiliyor.
Bu sayede AI, karmaşık projelerden çıkıp günlük verimlilik aracına dönüşüyor. KOBİ’ler için büyük yatırım gerektirmeyen ama etkisi doğrudan hissedilen bir dönüşüm modeli.
AI bazen milyon dolarlık sistemlerden değil, dakikalık kazançlardan gelir.
Scribe gibi araçlar, AI’nın “işin doğasına” dokunduğunda nasıl değer yarattığının en iyi örneklerinden biri.
ConAIs, bu tür uygulamaları Türkiye’deki işletmelerin süreçlerine entegre etmek için danışmanlık veriyor. Karmaşık projeler yerine, ölçülebilir sonuçlar sunan “mini dönüşümler” önümüzdeki dönemin en akıllı yatırımı olacak.
GÜNDELİK HAYAT
6 Adımda Yapay Zekayla ‘Onboarding‘ Planlama Rehberi

Şirketlerin yeni çalışanları hızlı, düzenli ve tekrar edilebilir bir şekilde işe adapte etmesi artık hiç olmadığı kadar kritik. ChatGPT’nin “Projeler (Projects)” özelliği, onboarding sürecini klasik doküman paylaşımının ötesine taşıyarak tüm kurumsal bilgiyi tek bir özel çalışma alanında topluyor: SOP’lar, rol tanımları, talimatlar ve proje bazlı hafıza aynı yerde, düzenli ve erişilebilir.
ChatGPT Projeleri kullanarak onboarding sürecini adım adım şöyle tasarlayabilirsiniz:
1️⃣ Yeni bir proje alanı oluşturun
ChatGPT’yi açın, sol panelden “Projeler” bölümüne girin ve “Yeni Proje” seçeneğine tıklayın. Projeye örneğin “Yeni Çalışan Onboarding” adını verebilirsiniz.
2️⃣ SOP ve süreç dosyalarını yükleyin
İş akışları, rol beklentileri, iletişim kuralları ve operasyonel adımlar gibi tüm SOP dosyalarını projeye yükleyin. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yapay zekânın bağlamını gereksiz detaylarla doldurmadan, temel bilgileri net bir şekilde aktarmak.
3️⃣ Projeyi çalışanınızla paylaşın
Proje ayarlarına girerek çalışanın e-posta adresini ekleyin. Böylece yeni ekip üyesi, tüm dosyalara, önceki sohbetlere ve proje hafızasına doğrudan erişebilir.
4️⃣ Standart başlangıç komutunu kullanın
Yeni çalışanlara onboarding’e şu komutla başlamalarını önerin:
“Yeni başladım. Rolüm: [pozisyon]. Hedefim: [amaç]. Hemen başlamadan önce rolümü doğru anlamak için bana netleştirici sorular sor.”
Bu komut sayesinde ChatGPT, onboarding sürecini kişinin rolüne göre otomatik olarak özelleştirir.
5️⃣ SOP ve süreç dosyalarını yükleyin
Çalışan sorular sorduğunda ChatGPT, projeye yüklediğiniz SOP’ları temel alarak doğrudan kurum içi standartlarla uyumlu yanıtlar üretir. Bu hem tutarlılığı artırır hem de her yeni çalışanın aynı kalite seviyesinde bilgi almasını sağlar.
6️⃣ Önemli sohbetleri paylaşın
Belirli bir konuşma dizisini paylaşmanız gerektiğinde “Sohbet bağlantısını kopyala” özelliğini kullanarak ilgili eğitimi veya açıklamayı ekiplere aktarabilirsiniz.
İpucu: Daha hızlı ilerlemek isteyen ekipler için Dikte Modu oldukça verimli. Ayrıca “Hafıza” ayarlarında bilgileri yalnızca o projeye özel tutmak, hem gizliliği korur hem de AI’ın doğru bağlamda çalışmasını sağlar.
ConAIs olarak, bu tür proje-bazlı yapay zekâ çalışma alanlarını kurum içi eğitim, satış, operasyon veya müşteri destek süreçlerine entegre etmek isteyen şirketlere uçtan uca destek sağlıyoruz.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE YAPAY ZEKA
Sürdürülebilirlik Prompt’ları Yazarken En Sık Yapılan 6 Hata

Sürdürülebilirlik, tıpkı yapay zekâ gibi, dünyayı yeniden şekillendiren bir paradigma değişiminin merkezinde yer alıyor. Artan kamuoyu baskısı, sıkılaşan regülasyonlar ve yatırımcı beklentileri; devletleri, şirketleri ve bireyleri somut adımlar atmaya zorluyor. Artık yalnızca “neden” değil, “nasıl” sorusu da net bir yanıt gerektiriyor.
Yeşil Büyüme olarak biz, sürdürülebilirliğin yapay zekâ ile birlikte çok daha hızlı ve etkili biçimde ilerleyebileceğine inanıyoruz. Bu bölümde, AI destekli sürdürülebilirlik çözümlerini, pratik uygulamaları ve dünya genelinden örnekleri paylaşarak bu dönüşümün gerçek yüzünü göstermeyi amaçlıyoruz.
ESG raporlamasında yapay zekâ kullanımı giderek yaygınlaşıyor, ancak çoğu prompt (komut) hâlâ aynı hatalara takılıyor: belirsiz yönergeler, eksik bağlam, karmaşık istekler. Sonuç? Genel, yüzeysel ve çoğu zaman işe yaramayan çıktılar.
Oysa etkili bir ESG promptu sihir değil, disiplinli iletişim gerektirir. Doğru girdiler, doğru sonuçları getirir.
Aşağıda, ESG profesyonellerinin yapay zekâ araçlarıyla çalışırken en sık yaptığı altı hatayı ve her biri için uygulanabilir düzeltmeleri bulabilirsiniz.
1️⃣ Bağlam Vermemek
Sorun: Model hangi standarttan (ESRS, GRI, ISO 14001), hangi paydaşa (yönetim, regülatör, müşteri) hitap ettiğini bilmediğinde, sonuçlar yüzeysel ve hatalı olur. Yanlış KPI’lar, eksik kanıtlar, uygunsuz ton gibi problemler sık görülür.
Çözüm: Bağlamı açıkça belirtin: sektör, konum, standart, kapsam ve hedef kitle.
Örnek:
Önce: “Bu raporu analiz et.”
Sonra: “Bir sürdürülebilirlik yöneticisi gibi davran. Bu raporu ESRS E1’e göre analiz et ve 5 ana uyumsuzluğu ilgili maddelere referansla özetle.”
2️⃣ Belirsiz Talimatlar
Sorun: “İyi bir analiz yap” demek yeterli değil. “İyi”nin ne olduğu tanımlı değilse, model de bilemez.
Çözüm: Çıktının başarısını ölçen kriterleri yazın.
Örnek:
Önce: “Scope 3 hakkında yaz.”
Sonra: “Satın alınan mal ve hizmetler (Kategori 1) için 700 kelimelik bir açıklama yaz. Veri türü, yöntem (ortalama/veri tabanlı), iki emisyon faktörü kaynağı ve bir KPI içersin.”
3️⃣ Modeli Google Gibi Kullanmak
Sorun: “What is…” ya da “How to…” tipi genel sorular, genel yanıtlar getirir.
Çözüm: Modele açık bir rol ve teslim hedefi verin.
Örnek:
Önce: “Çifte önemlilik nedir?”
Sonra: “Bir ESG danışmanı olarak, finans ekipleri için CSRD kapsamındaki çifte önemlilik konusunu anlatan bir sayfalık eğitim materyali hazırla.”
4️⃣ Her Şeyi Tek Prompt’a Sığdırmak
Sorun: Bir prompt’un kapasitesi sınırlıdır. Çok fazla görev bir arada istendiğinde, çıktı yüzeyselleşir.
Çözüm: İşi kısa bir adım zinciriyle yürütün: önce analiz, sonra planlama, ardından iletişim.
Örnek:
Gap analizi: “Orta ölçekli bir ilaç firması için ESRS E1/E2’ye göre 5 temel CSRD boşluğunu listele.”
Yol haritası: “Gap #1 için 90 günlük aksiyon planı oluştur: görevler, sorumlular, kilometre taşları.”
Risk kaydı: “Boşluklardan hareketle risk kaydı hazırla: risk, neden, etki, olasılık, kontrol, aksiyon.”
Paydaş planı: “İç/dış paydaşları, mesajları, iletişim kanallarını ve sıklığı tanımla.”
5️⃣ Rol Belirlememek
Sorun: Rol, ton ve kalite standardını belirler. Rol tanımsızsa çıktı sıradan olur.
Çözüm: Uzmanlık seviyesini, bakış açısını ve başarı ölçütünü tanımlayın.
Örnek:
Önce: “Bir çevre politikası taslağı yaz.”
Sonra: “ISO 14001 baş denetçisi gibi davran. 5.2 maddesine uygun, yönetim kurulu onayına hazır bir çevre politikası yaz. Eksik maddeleri işaretle.”
6️⃣ Kaynak veya Örnek Vermemek
Sorun: Model, hangi tona, yoğunluğa ya da veriye dayanacağını bilmezse, belirsiz veya hatalı içerik üretir.
Çözüm: Yetkili kaynakları veya örnekleri belirtin.
Örnek:
Önce: “Bir emisyon azaltım planı hazırla.”
Sonra: “SBTi rehberini referans alarak Scope 1 & 2 emisyon azaltım planı oluştur. Başlangıç yılı, hedef oranı ve KPI’ları dahil et.”
Sonuç
Etkili prompt yazmak, ESG profesyonelleri için artık temel bir beceri haline geliyor. Doğru bağlam, net hedef ve tanımlı bir rol, yapay zekâyı tahmin aracından stratejik iş ortağına dönüştürüyor.
GÜNDEMDEKİ YAPAY ZEKA ARAÇLARI
Marble - Görüntüler, videolar ve metin komutlarından 3D dünyalar oluşturmaya yarayan bir uygulama
GPT-5.1 - OpenAI'ın, kişilik yaratma özelliğine sahip yükseltilmiş modeli
️Iconic Marketplace - ElevenLabs’ın ünlü şahsiyetlerin seslerini kullanmanıza olanak tanıyan platformu
Beside - Telefonları cevaplayan bir AI uygulaması
Scribe v2 Realtime - En doğru gerçek zamanlı konuşma-metin dönüştürme modeli
BİTERKEN
Yapay Zekâ ile Akıllı Büyüme Yolunda
Bu hafta da ConAI Compass’ın sonuna geldik. Yapay zekânın kurumlara, profesyonellere ve sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl somut değer kattığını birlikte inceledik.
ConAIs olarak, teknolojiyi sadece bir araç değil, stratejik büyümenin ve dönüşümün katalizörü olarak görüyoruz. Eğer kurumunuzda yapay zekâyı yapılandırmak, iş süreçlerinize entegre etmek veya sürdürülebilirlik hedeflerinizle uyumlu hale getirmek istiyorsanız, aşağıdaki alanlarda size destek olabiliriz:
🔹 AI Stratejisi ve Dönüşüm Danışmanlığı – İş birimlerine özel yapay zekâ yol haritaları, veri altyapısı planlaması ve pilot uygulama tasarımı.
🔹 AI Uygulamaları ve Otomasyon Geliştirme – Üretken yapay zekâ destekli iç süreç otomasyonları, müşteri etkileşim sistemleri ve karar destek araçları.
🔹 Sürdürülebilirlik ve AI Çözümleri – Scope 3 veri takibi, enerji verimliliği analitiği ve karbon azaltım stratejilerini destekleyen yapay zekâ modelleri.
🔹 Eğitim ve Kapasite Geliştirme – Kurum içi ekiplerin yapay zekâyı etkin kullanması için atölye, uygulamalı eğitim ve yöneticiye özel oryantasyon programları.
ConAIs ile tanışın; birlikte daha akıllı, daha sürdürülebilir ve daha verimli bir gelecek inşa edelim.